Dizilerin “Suç Eğilimine” Katkısı

Yabancı dizi izlemeyi seven biri olarak -boş zamanlarımda- bilim kurgu, aksiyon kategorisindeki serileri izlemeye çalışıyorum. Aslında bir çoğumuzda oluşan dizi izleme bağımlılığının bizi nereye sürüklediği konusunda pek bir fikre sahip değiliz. İyi ve kötü kavramını vicdanımızın bir köşesinde bırakıp gerçeğe baktığımızda bazı dizilerin kötüyü iyi gibi gösterme eğiliminde olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Bunlardan birisi kuşkusuz 2015 yılında yayımlanmaya başlayan Narcos adlı dizi.

Narcos Amerika’daki suç dünyasının en büyük uyuşturucu baronu olan Pablo Escobar ile  Güney Kolombiya’lı bir suç şebekesi olan Cali Karteli’nin hayatını anlatıyor.

Bir dizinin herhangi bir kriminal karakteri veya suç şebekesini konu alması oldukça olağan. Ancak bu türden bir dizileri (Braking Bad, Punisher, Dexter vs.) biraz izlemeye başladığınızda açık bir şekilde yönlendirme yapıldığını görebiliyorsunuz. Rol model olarak bir çok kişi bu karakterleri örnek aldığını, hatta bu davranışlarını kendi hayatlarında uygulamaya çalıştıklarına tanık olabiliyoruz.

Durum sadece yabacı diziler için geçerli değil elbette. Ülkemizde yayınlanan bir çok yerli yapım dizinin konusuna baktığımızda benzer özelliklere sahip olduğunu görebiliyoruz. Bunlardan bir tanesi son zamanların en popüler dizilerinden biri olan Çukur adlı dizi. Bu -hayali- dizide devletin kolluk kuvvetlerinin neredeyse hiçbir fonksiyonu yok. Kendi içerisinde kuralları olan dizide neredeyse ortalık kan gölü.  İçerisine -şive ile- biraz komedi katarak yaşam tarzlarının popüler hale getirmesi ise işin trajik yönü. Aslında yediden yetmişe birçok insanın adeta bağımlı hale geldiği bu dizilerin sosyal yaşantıyı olumsuz yönde ne derece etkilediğini anlatmaya gerek yok sanırım.

Bu dizilerin kontrolsüz bir şekilde sosyal yaşamda ilerleyen zamanlarda ciddi sosyolojik vakaları tetikleyebileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun en belirgin örneği olarak Kurtlar Vadisini gösterebiliriz. Bu dizi için RTÜK, ‘’Polat karakteri, kötülere karşı, kötülerin yöntemlerini kullanması, adam kaçırıp, işkence ile öldürmesine rağmen sosyo-ekonomik statüsü fark etmeksizin, kitleler tarafından halk kahramanı olarak sempatiyle benimsenmiş, bir popüler kültür fenomenine dönüştürülmüştür’’ açıklaması ise ayrı bir tartışma konusu. Resmi bir kurumun bu dizinin başrol oyuncusu için “halk kahramanı, popüler kültür fenomeni’’ ifadesini kullanması olağan bir açıklama olamayacağını söylemek mümkün.

Bir çok TV’nin yayın politikasına ve Radyo Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkındaki Kanununa baktığımızda “Suç işlemeyi, suçluyu ve suç örgütlerini övücü, suç tekniklerini öğretici nitelikte olamaz”, ”Şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamaz.” şeklinde -teorik- açıklamalar bulunuyor. Ancak pratikte bu açıklamaların ne kadar uygulanabildiğini bilemiyoruz.

Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü mezunuyum. Aynı Üniversite’nin Fen Bilimleri Enstitüsün'de Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitiminde (Biyoloji Öğretmenliği) Tezsiz Yüksek Lisans yaptım.

Yorum Yapınız:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Site Footer