Ekosistem Nedir?

Ekosistem, belirli bir kısımda bulunan canlılar ile bunları saran cansız çevrelerinin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik arz eden ekolojik sistemlerdir. Ekosistem aynı zamanda bir besin ağı ile şekillenmektedir. Ekosistem, küresel ölçekte bir düzeni ifade etmekle beraber yerel ve korunaklı bir sistemin varlığına da atıfta bulunabilir. Karşılıklı olarak madde alışverişi yapacak biçimde birbirlerine etki yapan organizmalarla (biyotik), bitki ve hayvanların birbirine eklemlendiği ve ayrıca kaya, toprak gibi fiziksel çevre faktörlerinin (abiyotik) bir arada bulunduğu herhangi bir doğa parçası bir ekosistemdir.

Ekosistem yaklaşımı, bireysel organizmalar ya da topluluklardan çok tüm alanın işlevlerinin nasıl olduğuyla ilgilenir. Bir alandaki organizmalar ve cansız çevreleriyle olan ilişkilerine bakar. Yerküre, tek başına bildiğimiz en büyük ekosistemi oluşturmaktadır, ancak bir taş parçasının altında , bir kavanozon, bir şişenin içinde de ekosistemler oluşabilir. Ekosistemler, birbirlerinden ne kadar farklı olurlarsa olsunlar, içlerindeki canlılar arasındaki etkileşimler dengeli ve enerji sağlanmasında bir sorun olmadığı sürece kendi kendilerine yeterli birimlerdir ve bazı ortak ögelerden oluşurlar. Bu ortak ögeler, canlı ögeler (biyotik) ve cansız ögeler (abiyotik) ögelerdir. Yani bir ekosistem, temel olarak abiyotik yani cansız maddeler ve biyotik yani canlı (üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılardan) oluşur. (Ekosistemlerde yaşam, enerji akışı ve besin döngüleriyle sürer.)

Ekosistemler, varlıklarını 3 temel işlevle sürdürürler. Bunlar enerji akımı, ekolojik döngüler (kimyasal madde döngüleri) ve populasyon denetimleridir. Bu üç işlev, ekosistemin ögelerinin birbirleriyle ilişkilerini düzenler ve sistemin bir bütün olarak sürmesini sağlar. Vurgulamak gerekir ki, bu üç işlev, ekosistemlerde tek tek değil, kesinlikle birlikte bulunurlar. Açık bir sistem olan ekosistemde, enerji ve besin giriş-çıkışı süreklidir. Sistem kuramı, ekolojik bakış açısının sosyolojik boyutunu ele almaktadır. Ayrıca sibernetik disiplini, canlılarda kontrol ve iletişim boyutuyla kaynağını yine ekosistemde bulmaktadır.

Dünya üzerindeki farklı yaşam alanları kendi ekosistemlerini oluşturur. Ekosistemler, belli bir alandaki bileşenleri teşkil edip kendilerine ait fiziksel ve kimyasal özelliklere sahiptir. Örneğin orman ekosistemi, su ekosistemi, çöl ekosistemi, çayır ekosistemi vb. sistemler farklı büyüklüklerde olabilir. Bazen çok küçük bir alanı kapsayabildikleri gibi bazen de kıtaları kapsar. Örneğin dünya en büyük ekosistemdir. Büyüklükleri ne olursa olsun her ekosistem kendi içinde kusursuzdur. Tüm elemanlar sistemin bir parçası olduklarından eşsizdir. Ekosistem vücut sistemiyle karşılaştırıldığında birçok ortak yön fark edilir. Örneğin kalp, mide, beyin ya da damarlarda dolaşan kan olmasaydı vücut sistemi iflas edeceğinden yaşamak mümkün olmazdı. Ekosistem için de aynı şeyler söylenebilir; elemanlardan biri olmadığında sistem işlevini yerine getiremez ve bozulur.

Ekosistemlerin özellikleri birbirinden farklıdır. Sistemin özelliğini o sistemdeki su, hava, ışık, nem, rüzgâr gibi cansız varlıklar belirler. Her ekosistem de kendi içerisinde çeşitli ögeleri barındırır. Örneğin kuşlar, bitkiler, ağaçlar ve mikroorganizmalar orman ekosistemini oluştururken; denizler, balıklar, taşlar, yosunlar da su ekosistemini oluşturur. Canlı varlıklar kendi kimyasal ve fiziksel özelliklerine göre ortamlarını seçip uyum gösterdiklerinden her ekosistemde yaşayamaz. Örneğin bir kaktüsün Kutup bölgesinde, bir penguenin Afrika’da ya da bir aslanın okyanusta yaşayamayacağı vb. Kaktüsler sıcak bölgelere uyum sağlar çünkü vücutlarında uzun süre su depo edebilir. Develer de uzun süre çöl ortamına adapte olabilecek vücut yapılarına sahiptir. Penguenler için de aynı paraleldeki şeyleri söylemek mümkündür. Penguenler, vücutlarında çok düşük sıcaklıklarda yaşamalarını sağlayan kalın bir yağ tabakasına sahiptir.

Ekosistemler farklılık gösterse de bileşenleri değişmez. Her ekosistemde ototroflar, hetetroflar, doğal çevre ve ayrıştırıcılardan (bakteri ve mantarlar) oluşan temel bileşenler vardır. Ekosistemlerde yaşam, enerji akışı ve besin döngüleri ile sürmektedir. Enerji akışı güneşten başlayıp sırası ile ototroflara, hetetroflara ve ayrıştırıcılara doğru tek yönlü bir şekilde süreklilik gösterir.

Ekosistemin tek enerji kaynağı güneştir. Enerji akışı güneş ışınlarının ototroflar tarafından fotosentezi ile başlar. Fotosentez ile gelişen ototrofları, hetetroflar tüketerek enerji alır. Hetetrofların atıkları, bakteri ve mantarların oluşturduğu ayrıştırıcılar grubu tarafından en yüksek enerji şeklinde özümsenir. Ayrıştırıcılar aldıkları enerjiyi ya kendilerinden beslenen mikroorganizmalara verir ya da toprakta depolar. Görüldüğü üzere her canlı kendinden önceki sistem bileşenine bağımlıdır. Sistemin süreklilik göstermesi üreticilerin devamlı fotosentez yapmasına bağlıdır.

Kaynak: MEGEP Yayınları ve Wikipedia

Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü mezunuyum. Aynı Üniversite’nin Fen Bilimleri Enstitüsün'de Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitiminde (Biyoloji Öğretmenliği) Tezsiz Yüksek Lisans yaptım.

Yorum Yapınız:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Site Footer