Kudüs Kimindir?



Kudüs Ortadoğu’da bulunan, Dünya’nın en eski yerleşim yerlerinden biridir. Filistin ve İsrail Kudüs’ün kendi başkenti olduğunu iddia etmektedir.

Kudüs Akdeniz ve Ölü Deniz’in kuzey sınırı arasında yer almaktadır. Doğu Kudüs’le birlikte düşünüldüğünde, alan ve nüfus olarak, İsrail’in büyük şehridir.

800.000 üzerinde nüfusa ve 125.1 km² alana sahiptir. Kudüs, üç semavi din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam için kutsaldır. Uzun tarihi boyunca, Kudüs, iki defa yok edildi, 23 defa işgal edildi, 52 defa saldırıya uğradı ve 44 defa ele geçirilip tekrar kurtarıldı

Şehrin en eski bölümüne, İsa’dan önce 4. milenmyumda (binyıl) ilk yerleşim gerçekleşti. 1538’de I. Süleyman hükümranlığı altında, şehri çevreleyen duvarlar inşa edildi. Bugün bu duvarlar, Ermeni, Hristiyan, Yahudi ve Müslüman olmak üzere dört çeyreğe bölünmüş olan Eski Şehri (Eski Kudüs) çevrelemektedir. Eski Kudüs, 1981 yılında Dünya Mirasları arasına girdi ve ayrıca şehir, Tehlike Altında Olan Dünya Mirasları arasındadır. Modern Kudüs, Eski Kudüs’ün sınırlarını aşarak çok büyümüştür. Sünni Müslümanlar için Kudüs üçüncü en kutsal şehirdir. İslamiyet’te Kudüs, Milattan sonra 610 yılında ilk Kıble olmuştur ve Kur’ana göre Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) 10 yıl sonra Miraç’a bu şehirden çıkmıştır.

Kudüs, Yahudiler için en kutsal şehirdir çünkü kutsal kitaplarına göre, İsrail Kralı Davud, Milattan önce Kudüsü Birleşik İsrail Krallığı’nın başkenti olarak inşa etti ve oğlu Kral Süleyman, İlk Tapınağı şehrin içinde kurdu.

Hristiyanlar için Kudüs’ün kutsallığı, İncil’e göre Hz. İsa’nın bu şehirde çarmıha gerilmesinden ve 300 yıl sonra Azize Helena’nın İsa’nın hayatındaki hac noktalarını belirlemesinden gelmektedir.

Sonuç olarak, küçük bir alan olmasına rağmen, Eski Kudüs, birçok dini önem taşıyan noktalara sahiptir. Bunların arasında, Tapınak Dağı, Ağlama Duvarı, Kutsal Mezar Kilisesi, Kubbet-us-Sahra ve Mescid-i Aksa vardır.

Günümüzde Kudüs’ün statüsü, İsrail-Filistin çatışmasının en önemli sorunlarından biri olarak kendisini göstermektedir. 1948 Arap-İsrail Savaşı’nda, Batı Kudüs, İsrail tarafından ele geçirilen yerler arasındadır ve Eski Kudüs de içinde olmak üzere Doğu Kudüs, Ürdün tarafından ele geçirilmiştir. İsrail 1967 yılındaki Altı-Gün Savaşı esnasında Doğu Kudüs’ü ele geçirip, sonrasında işgal etti. Günümüzde, İsrail’in temel kanunları, Kudüs’ü İsrail’in “bölünmez başkenti” olarak kabul eder. Uluslararası toplum, son işgali kabul etmeyip, Doğu Kudüs’ü, İsrail işgali altında olan Filistin sınırı olarak tanımlar.

1517’den beri Osmanlı İmparatorluğu’nun elinde olan bu şehirde 1830’den sonra çoğunluğu Yahudiler oluşturdu.

Avrupa ülkeleri 19.yy’da kutsal yerleri ve Hristiyan kiliselerini korumak ve şehirde etkilerini arttırmak için rekabete girdi. Bunlardan bazıları Kudüs’te konsolosluklar açtı. 1917 yılında, Kudüs Savaşı’ndan sonra, General Edmund Allenby tarafından yönetilen İngiliz Ordusu, şehri ele geçirdi

1922 yılında, Lausanne Konferansı’nda, Milletler Cemiyeti, Birleşik Krallık’a Filistin mandasının, Ürdün mandasının ve Irak mandasının yönetimini himaye etti. 1922’de 1948 yılına kadar, şehrin nüfusu 52.000’den, 165.000’e ulaştı. Bu nüfusun üçte ikisi Yahudi ve üçte biri Araptır (Müslüman ve Hristiyan)

Kudüs’ün kendine has ruhani özelliği ve üç büyük monoteistik din için önemli oluşunu tanıyan Müttefik Devletler şehrin güvenliğini uluslararası platformda garantiye aldı.

Mayıs 1948’de Birleşik Krallık Filistin Mandası’nın yıkılmasının ardından İngiltere Filistin toprakları için çatışan Araplarla Yahudilerin durumunun çözümlenmesi için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na talepte bulundu. Kasım 1947’de Birleşmiş Milletler Paylaşım Planı’yla Filistin toprakları Araplarla Yahudiler arasında bölüştürüldü ve Kudüs’e kendine has özel yasaları ve politik statüsü olan Birleşmiş Milletler dışında hiçbir yere bağlı olmayan corpus separatum (ayrı beden) statüsü verildi.

Arapların da aynı şeyi yapacağını düşünen Yahudi temsilciler planı kabul etti fakat Araplar bunun yasal olmadığı gerekçesiyle planı reddetti.

Mayıs 1948’de İsrail’in bağımsızlığını ilan etmesiyle Arap devletlerin istilası başladı, bu nedenle BM’in Kudüs planı gerçekleşemedi. 1949 Ateşkes Antlaşmasıyla Doğu Kudüs’ün kontrolü Ürdün’e Batı Kudüs’ün kontrolü de İsrail’in eline geçti. Her iki taraf da diğer tarafın kontrolünde olan topraklar üzerindeki de facto hakkını kabul etti.

Ateşkes Antlaşmasıyla iki ülke arasında de facto hakları tanınmasına rağmen bu uluslararası alanda Kudüs’ün enternasyonalize edilmesini öngören plana aykırı olduğu için kabul görmedi. Hemen ardından İsrail Kudüs’ün İsrail’in ayrılmaz bir parçası ve ölümsüz başkenti ilan etti. 1950’de Ürdün Doğu Kudüs’ü ilhak etti, bu hareket sadece İngiltere ve Pakistan tarafından tanındı. Diğer ülkeler ne İsrail’in Batı Kudüs’te ne de Ürdün’ün Doğu Kudüs’teki haklarını tanıdı.

Uluslararası toplum Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımlamaz ve Kudüs’te hiçbir elçilik bulunmaz. Filistin Merkezi İstatistik Kurumu’na göre, 208.000 Filistinli, Doğu Kudüs’te yaşamakta ve Filistin Milli Otoritesine göre, bu şehir gelecekte kurulacak olan Filistin Devleti’nin başkenti olacaktır.

İsrail Devleti’nin bütün dalları Kudüs’te yer almaktadır. Bunların arasında Knesset (İsrail parlamentosu), Başbakan ve Başkan köşkleri ve Yargıtay vardır. İbrani Üniversitesi ve İsrail Müzesi Kudüs’tedir. Birçok turistik ve tarihi yerlere sahiptir.

Uluslararası platformda Kudüs’ün statüsü hakkında yasal ve diplomatik açıdan farklı görüşler görülmektedir.

Devletler ve uzmanlar da aynı şekilde uluslararası kanunlar altında Kudüs’ün statüsü hakkında bölünmüşlerdir. Çoğu ülke Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımamaktadır. Hatta çoğu tam anlamıyla İsrail’e ait olduğunu da düşünmemektedir. Birçok BM üye devleti resmi olarak bir BM önergesi olan Kudüs’ün uluslararası statüsüne sadık kalmaktadır.

İsrail’in Batı Kudüs’teki varlığı kabul edilmesine rağmen asıl anlaşmazlık İsrail’in Doğu Kudüs’ü kontrolü altında tutmasından kaynaklanmaktadır.

De jure olarak BM üye devletlerinin ve uluslararası örgütlerin çoğu, İsrail’in, 1967’de Altı Gün Savaşı’yla Doğu Kudüs’ü kontrolüne geçirmesini ve 1980’de yürürlüğe sokulan ve Kudüs’ün bir bütün olarak İsrail’in başkenti olduğunu öngören Kudüs Yasasını tanımamaktadır.

Sonuç olarak dış elçilikler genellikle Tel Aviv ve çevresinde veya Kudüs’ün Mevaseret Zion gibi dış muhitlerinde bulunur.

İsrail ile Filistin Ulusal Yönetimi’nin barış yolundaki engellerinden biri Filistin’in Doğu Kudüs’ü “Al Kuds” adıyla gelecekteki Filistin devletinin başkenti yapmak istemesidir.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “Kudüs Yahudilerindir ve sonsuza dek İsrail egemenliği altında olacaktır” demiştir.

Kudüs Şehir Konseyi 31 seçilmiş üyeden oluşur ve belediye başkanı tarafından yönetilir. Belediye başkanı 5 yıllık bir dönem için görevdedir ve sekiz yardımcı atar. Bir önceki Belediye başkanı Uri Lupolianski 2003 yılında seçildi. 2008 Kasım’ında gerçekleşen yerel seçimlerde Nir Barkat seçildi ve şimdilerde belediye başkanıdır. Belediye başkanı ve yardımcıları dışında, konsey üyeleri maaş almaz ve gönüllü çalışırlar. En uzun görevde olan belediye başkanı, Teddy Kollek, 28 yıl – 6 dönem görevde bulundu. Konseyin toplantılarının çoğu gizlidir fakat her ay halka açık bir toplantı yapar. Konsey içinde, dini politik partiler güçlü bir kesimi oluşturur ve sandalyelerin büyük kısmını alırlar.

Kudüs, Yahudiliğe aşağı yukarı 3000 yıl, Hristiyanlığa 2000 yıl ve İslam’a ise 1400 yıl civarında kutsaldır. 2000 yılı Kudüs’ün İstatistiki yıllığına göre, Kudüs’te 1204 Sinagog, 158 Kilise ve 73 Cami vardır.

Kudüs, Sünni Müslümanlar için, üçüncü en kutsal şehirdir. Kıble, Mekke’deki Kabe’den önce Kudüs’tü. Şehrin Müslümanlar için en büyük önem noktası, Hz. Muhammed (s.a.v.) Peygamberin Miraç’ı burada gerçekleştirmesidir.



Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Mezunu.

Yorum Bırak:

E-posta adresiniz burada yayımlanmayacak.

Site Footer