Sera Gazları Nedir? Çeşitleri Nelerdir?



Sera gazları, Sera etkisini destekleyen, atmosferde bulunan ve en çok ısı tutma özelliğine sahip olan bileşiklerdir.

Dünya atmosferi çeşitli gazlardan oluşur. Ayrıca küçük miktarlarda bazı asal gazlar bulunmaktadır. Güneşten gelen ışınlar (ısı ışınları/kısa dalgalı ışınlar), atmosferi geçerek yeryüzünü ısıtır. Atmosferdeki gazlar, yeryüzündeki ısının bir kısmını tutar ve yeryüzünün ısı kaybına engel olurlar. Atmosferin, ışığı geçirme ve ısıyı tutma özelliği vardır. Atmosferin ısıyı tutma yeteneği sayesinde suların sıcaklığı dengede kalır. Böylece nehirlerin ve okyanusların donması engellenmiş olur. Bu şekilde oluşan, atmosferin ısıtma ve yalıtma etkisine “Sera etkisi” denir.

Sera Etkisi

Sera Etkisinin Önemi: Sera etkisi doğal olarak oluşmakta ve iklim üzerinde önemli rol oynamaktadır. Endüstri devrimi ile birlikte, özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra, insan aktivitesi sera gazlarının miktarını her geçen yıl arttırarak yüksek oranlara ulaştırmıştır. Bu etkinin yokluğunda Dünya’nın ortalama sıcaklığının -18ºC olacağı belirtilmektedir. Ancak yaşamsal etkisi olan sera gazlarının miktarının normalin üzerine çıkması ve bu artışın sürmesi de Dünya’nın iklimsel dengelerinin bozulmasına neden olmaktadır. Bu doğal etkiyi arttıran karbondioksit, metan, su buharı, azotoksit ve kloroflorokarbonlar sera gazları olarak adlandırılmaktadır. Ozon tabakasının incelmesi de başka bir etkendir.

Dünya’da başlıca sera etkisine neden olan gazlar %36-70 Su buharı, %9-26 Karbon dioksit, %4-9 Metan ve %3-7 ile Ozon’dur. Sera gazlarının bir kısmı kendi kendine oluşurken, bir kısmı da insanlar tarafından üretilir. Doğal yollarla oluşan sera gazları su buharı, karbondioksit, metan, nitroz oksit ve ozon içerir. İnsan etkinlikleri sonucunda da bu gaz seviyelerine eklemeler olur ve bunun sonucunda da sera etkisi görülür.

Sera Gazları Çeşitleri Nelerdir?

Kyoto Protokolünde altı seragazı ve salınım kaynaklarını listelemiştir. Bu gazlar şunlardır:

  • Karbon dioksit (CO2)
  • Metan (CH4)
  • Nitröz Oksit (N2O)
  • Hidroflorür karbonlar (HFCs)
  • Perfloro karbonlar (PFCs)
  • Sülfürhekza florid (SF6)

Bazı Sera Gazlarına Ait Bilgiler

Karbondioksit (CO2): Dünyanın ısınmasında önemli rolü olan CO2, güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşması sırasında bu ışınlara karşı geçirgendir. Böylece yeryüzüne çarpıp yansıdıklarında ışığın tamamını veya bir kısmını yutarak yansıtamaz. Dünyada enerji kullanımı sürekli arttığından kullanılmakta olan teknoloji kısa dönemde değişse bile karbondioksit artış hızının durdurulması olası görülmemektedir.

Metan gazı (CH4): Oranı binlerce yıldan beri değişmemiş olan metan gazı, son birkaç yılda iki katına çıkmış ve 1950’den beri her yıl % 1 artmıştır. Bu değişiklik karbondioksit seviyesindeki artışa göre az olsa da metan gazının karbondioksitten 21 kat daha kalıcı olması nedeniyle en az karbondioksit kadar dünyamızı etkilemektedir. Amerika ve birçok batı ülkesinde çöplüklerin büyük yer kaplaması sorun yaratmaktadır. Organik çöplerden pek çoğu ayrışarak büyük miktarda metan salgılamakta bu gaz da özellikle iyi havalandırması olmayan ve kontrol altında tutulmayan eski çöplüklerde patlamalara ve içten yanmalara neden olmaktadır. Daha da önemlisi atmosfere salınan metan oranı artmakta ve bunun sonucu olarak da sera etkisi tehlikeli boyutlara varmaktadır.

Azotoksit ve Su buharı: Azot ve oksijen 250 °C sıcaklıkta kimyasal reaksiyona giren azotoksitleri meydana getirir. Azotoksit, tarımsal ve endüstriyel etkinlikler ve katı atıklar ile fosil yakıtların yanması sırasında oluşur. Arabaların egzozundan da çıkmakta olan bu gaz, çevre kirlenmesine neden olmaktadır. Sera etkisine yol açan gazlardan en önemlilerinden biri de su buharıdır. Fakat troposferdeki yoğunluğunda etkili olan insan kaynakları değil, iklim sistemidir. Küresel ısınmayla artan su buharı iklim değişimlerine yol açacaktır.

Kloroflorokarbonlar (CFCS)

DDT: Tarım alanlarındaki böcekleri zehirlemek için kullanılmaktadır. Bu gazın insan dâhil diğer canlılar içinde öldürücü olduğu fark edildikten sonra üretimden kaldırılmıştır.

Dioksin: Yüzün üstünde çeşidi vardır. Bitki ve böceklerin tahribatı için kullanılır. Kansere ve daha birçok hastalığa neden olmaktadır.

Cıva: Diğer elementler gibi çözünmez. Bu yüzden son derece zehirlidir.

Kurşun: Günümüzde kurşun kalemlerin içinde kullanılır. Vücudun içine girdiği takdirde çok zehirleyicidir, sinir sistemini çökertip beyne hasar verir.

Vinilklorid: PVC yani kapı, pencere, kaplama elde etmek için kullanılan bir gaz karışımıdır. Solunduğunda zehirleyici etkisi vardır.

PCB’ler: Büyül santrallerdeki elektrik transformatörlerinin yalıtımında birçok elektrikli ev aletlerinde aynı zamanda boya ve yapıştırıcıların esneklik kazanmasında kullanılmakta ve kansere yol açmaktadır.

Sodyumnitrat: Füme edilmiş yani tütsüyle kurutulmuş balık, et ve diğer bazı yiyecekleri korumak için kullanılan bir çeşit tuzdur. Vücuda girdiğinde kansere yol açabilir.

Kükürtdioksit (SO2): Sülfürün, yağın, çeşitli doğal gazların ve kömürle petrol gibi fosil yakıtların yanması sonucu açığa çıkar. Asit yağmurlarının oluşmasında etkilidir.

Polimerler: Doğal ve sentetik çeşitleri bulunmaktadır. Doğal olanları protein ve nişasta içerir. Sentetik olanları ise plastik ürünlerde ve el yapımı kumaşlarda bulunup naylon, teflon, polyester gibi adlar alır.

Atmosferdeki Yoğunluğu ve İklim Değişikliğine Etkisi

İklim değişikliği açısından atmosferdeki sera gazı miktarı hesaplanırken karbon dioksit eşdeğeri olarak ppm (milyonda bir parçaçık birimi) esas alınır. 2015 itibarıyla güncel sera gazı yoğunluğu yaklaşık 400 CO2 eşdeğeri ppm düzeyindedir. Bu sadece karbon dioksit gazının değil hesaplamaya giren diğer lerinin de uygun çarpanlarla denkleştirilerek bulunan bir sayıdır. Bu hesaplamada gazların Küresel Isınma Potansiyeli (Global Warming Potential) gözönünde bulundurulur. Örneğin yukarıdaki listede GWP değeri yukardan aşağı inildikçe artmaktadır. GWP değeri büyük olan gazlar,aynı miktardaki karbon dioksite göre küresel ısınma’yı çok daha büyük ölçüde etkileyebilmektedirler. Ancak salınan karbon dioksit miktarı çok yüksek olduğu kürsel ısınmanın birinci derece sorumlusu olan gaz olarak gösterilmektedir.



Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Mezunu.

Yorum Bırak:

E-posta adresiniz burada yayımlanmayacak.

Site Footer