Genel

Taoizm Nedir? Taoizm Ne Anlama Gelir?


Bir şeyin gerçekten var olup olmadığı sorusu, felsefe tarihinde ontolojinin temel sorularından birisi olmuştur. Bu konu hakkında İlk Çağdan günümüze kadar farklı uğraş alanları ve farklı düşünceler olagelmiştir. Yine de ne kadar farklı bakış açıları ve sorunla uğraşıyor olsalar da öncelikle bütün düşünürlerin cevap vermek zorunda olduğu soru “Bir şey gerçekten var mıdır? (varlık var mıdır?)” sorusudur. Bu soru varlık felsefesinin en temel sorusudur. Bu soruya ilişkin “Bir şey gerçekten yoktur.”(varlık yoktur), “Bir şey gerçekten vardır.”(varlık vardır), şeklinde iki temel cevap verilmiştir. “Bir şey gerçekten var mıdır?” Sorusuna “Yoktur” diye cevap veren “Nihilizm” ile “Taoculuk” bu kategorideki görüşler arasında yer alır.

Taoizm Nedir?

Lao Tse’nun (Lao Tuzu) kurduğu bir öğretidir. “Taoculuk” gerçeğin tüm çeşitliliğine karşılık bir “Tao” olduğunu ve bunun görüntüsün, maddesinin, biçiminin ve adının olmadığını savunur. Tao’ya göre aldatıcı dünya varlıktan yoksundur. Ona göre tek gerçek Tao’dur. Tao, evrenin düzenidir. Tao, ezeli ve ebedidir. Kişi, Tao’ya uygun hareket ettiği zaman Tao, söz konusu varlığın karakteri ya da erdemi olur. Taoizme göre Tao’ya aykırı hareket etmemek gerekir. İnsan kendi kendisini tanıyınca Tao ve evren ruhu ile birleşir. Görünüşlerdeki bütün çelişkiler Tao’da ortadan kalkar. Gözlem ve düşünce ile Tao bilinemez. Bu birleşme mistik bir tecrübe ile olabilir. Tao ile birleşen insan aldatıcı dünyadan uzaklaşarak ölümsüzlüğe ulaşır.

Tao veya Dao (okunuşsal farklılıklar) günümüz çincesinde yol, yön, yöntem, temel, akış vs. birçok anlam barındıran bir sözcüktür. Düşünce okulu olarak Taoizm’in kurucusu Laozi kabul edilir ve takipçisi üstad Çuangzi de bu akımın en önemli temsilcisi olmuştur.

Taoizm Çin ‘e ait en eski öğretilerdendir. Kimi zaman din veya bir tür ahlaki inanç olarak ele alınan öğretinin temel kitabı Dao De Çing (Yol ve Erdem Kitabı) incelendiği zaman burada klasik dinlerde bulunan ne bir “tanrı, yaratıcı vs.” kavramı vardır ne de “iyi ve kötü” gibi ahlakın temelini oluşturan görüşler bulunabilir. Kitapta “Sonsuz Tao, ne anlatılabilir olandır ne de ad verilebilir olandır” der. Kitabın devamındaki anlatımlarda her şeyin durmaksızın değiştiği, dönüştüğü ileri sürülerek, ona ad vermekle, doğanın akışına aykırı olarak “sabit” veya “mutlak” bir kavram/olguya indirgenemeyeceği anlatılır. Bu kitapta Dao açıklanamaz ve ad verilemez olarak ortaya konduktan sonra “Yer ve Gök” ün kökünün “adsız/ her daim değişen” olduğunu, “Herşey” i doğuranın ise “adlı/algı meselesi” olduğunu anlatır. Duyumsama ve algıdan uzaklaştıkça, çıktıkça, Dao’nun asıl cevherine; duyumsama halinde kalındığında ise onun yalnızca beliren, dışa vurmuş algılanabilir haline tanıklık edilir, der, LaoZi. Bu haliyle doğanın ve tüm kainatın akışının kendisinin algılarla, duyumsamalarla sınırlı olamayacağı öğretinin temel vurgusu olmaktadır. Her şey karşıtıyla vardır. Değişimi sürükleyen titreşimin iki temel taşı Yin ve Yang karşıtlığıdır ve bunlar bir birinin kopmaz parçasıdır. İlerleyen sayfalarda, değişimin döngüleri, boşluk ve doluluk, karşıtların birbiriyle olan temel ilişkileri, “yer” ve “gök” ile ilgili aktarımlar, su ve dao, boşluk ve dao gibi konulardan dem vurulur. Bu öğreti en merkeze Hiçlik’i koyar (batıda gelişen “nihilizm” anlayışıyla karıştırılır). Hiçlik’ten “Bir” doğar. Bir’den de hareketi başlatan “İki” yani Yin ve Yang kopamaz karşıtları ve bu ikisinden “Herşey” türer. Tanrıcı, yaratıcı görüşü kabul eden dinlerde “yaratmak” tanrısal bir iradeyi barındırıyorken, bu öğretilerde “ondan doğmak” kendiliğinden ve zorunlu bir süreç olarak ortaya konmaktadır. Yaratan bir tanrı tarafından gönderilmiş, kutsal atfedilen bir kitabı olan herhangi bir din veya inanç mı, yoksa, halkların toplumların ortak bir kainat gözlemi ile derlenmiş bir öğreti mi olduğu yönünden bakınca, bunun klasik bir din anlayışıyla hiçbir ilişkisi olamayacağı ileri sürülmektedir. Halkların binlerce yıllık yaşam mücadelesi, merakı ve gözlemi ile oluşmuş bir öğreti olduğu görüşü; günümüzde kültürler daha dolaysız tanınmaya başlandıkça ve geçmişteki çevirilerden kaynaklanan bilinçli/ bilinçsiz adlandırmalar ayıklandıkça daha duru bir biçimde ortaya çıkmaktadır.

Taoizmin kurucusu Laozi’ya göre nesnelere ve kavramlara verdiğimiz anlamlar arzuları ve amaçları doğururlar. İyi ve kötü, alçak ve yüksek, aydınlık ve karanlık gibi. Bu anlamlardan kopmamız arzu ve amaçlarımızdan ayrılmamız sonucu eylemsizliğe varırız. Eylemsizlik bir kere kavrandığında uyumlu yaşama geçiş kapısı açılır. Geçmişin pişmanlıkları ve gelecek kaygısı ve planları gibi gerçek yaşamdan koparan etkiler aynı zamanda insan yaşamında bir tür dengesizlik hali yaratır. Uyumlu yaşam ve doğal akış insanın içinde bulunduğu an ile bütünleşerek yaşamasını sağlar. Bu uyuma yolu izlemek denir. Yol anlamına gelen tao kelimesiyle kastedilen budur.

İşte bu öğretileri ortaya koyan ve Taoizm’in kurucusu olarak bilinen Laozi’nun hayatı hakkında bilgimiz çok azdır. Onun yaşayıp yaşamadığı bile tartışılmıştır. Hakkında birçok görüş ortaya atılmış ve efsaneler uydurulmuştur.

Çinin ünlü tarihçilerinden Sima Qian M.Ö. 100 yılında yazdığı Shiji (şı-ci) adlı eserinde Lao-zi’nın biyografisini şu şekilde yazmıştır: ‘‘Lao-Tzu Chou devletinin Ku mıntıkasında Li-hsiangg’da Chü-jen köyünde doğmuştur. Kendi adı Erh, aile adı Li, müstear adı Tan’dır. Chou sülalesi imparatorluğunun tarihçisi ve kütüphane muhafızıdır.” Buna göre onun asıl adı Li Tan (Lao-Tan)’dır. Lao-Tzu, ona verilmiş bir lakaptır; ‘‘İhtiyar Bilge’’ anlamına gelir.

Kaynak:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Felsefe
MEB Ortaöğretim Felsefe Kitabı 2012

Yorum Yap

Cevap Yaz!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top
izmir escort