Canlıların Sınıflandırılması

Taksonomi, dünya üzerinde yaşamını sürdürmekte olan canlı türlerinin değişik etkenlere göre sınıflandırılması ve de elde edilen kategorilerin isimlendirilmesi ile ilgilenmektedir. Taksomoni bir bilim dalı olarak çok sayıda zengin olan canlı türlerini bir düzen içerisine sokmaya ve bu görevi başarabilmek için de yöntem ve ilkeler geliştirmeye çalışır. Bilim dünyasında kısaca “Sınıflandırma Bilimi” olarak da adlandırılmaktadır. Taksonomi terimi Yunanca taxsis (düzenleme) ve nomos (yasa) sözcüklerinden türetilmiştir. Taksonomi günümüze kadar birçok safhadan geçmiş, modern taksonomi birçok bilim alanı ve disiplinlerden yararlanarak geniş bir konu haline gelmiştir. Taksonominin anatomi, morfoloji, fizyoloji, genetik, ekoloji, coğrafya, meteoroloji, matematik ve istatistik gibi bilim dallarıyla yakın ilişkisi vardır.

Sistematik ise; yaşayan veya soyu tükenmiş organizmaların çeşitlerini ve organizmalar arasındaki morfolojik (dış görünüş) ve akrabalık derecelerindeki benzerlik ve farklılıklar üzerinde çalışarak organizmaları sınıflandıran bilim dalına verilen isimdir. Başka bir ifade ile biyologların yaşayan veya soyu tükenmiş canlılara ait türleri nasıl gruplandıracaklarına veya kategorize edeceklerine dair bilimsel temelleri ortaya koyar. Sistematik farklı bir şekilde Bilimsel Sınıflandırma veya Biyolojik Sınıflandırma olarak tanımlanabilmektedir. Hayvanları sınıflandıran bilim kolu Sistematik Zooloji, bitkileri sınıflandıran bilim kolu ise Sistematik Botanik adını alır. Sistematikte canlılar sınıflandırılırken çeşitli gruplara dahil edilmiştir. Bu grupların her birine “Takson” adı verilir.

Taksonomi, organizmaların sınıflandırılmasının teori ve uygulamasıdır. Sistematik ise organizmaların çeşit ve farklılıklarıyla onların arasındaki akrabalıkları inceleyen bilim dalıdır. Bazı otoriteler taksonominin sinonimi yani anlamdaşı olarak kabul edilen, fakat gerçekte tamamen ayrı bir terim olan sistematik sözcüğü de Yunanca olup, organizmaların farklılıklarını, isimlendirilmelerini, deskripsiyonlarını, sıralanmalarını ve akrabalıklarını inceleyen bilim dalıdır.

Dünya üzerinde bugüne kadar 1.5 milyondan fazla yaşayan hayvan 800 binden fazla da bitki türü tespit edilmiştir. Bilim adamları bu sayının aslında var olan tüm canlıların %10’unu oluşturduğunu belirtmektedir.

Sınıflandırma sayesinde; organizmalar arasındaki ilişkilerin incelenmesi, yeryüzündeki canlıların orijinlerinin araştırılabilmesi ve günümüzdeki canlılarla karşılaştırılabilmesi, bilgilerin gelecek kuşaklara aktarılmasındaki zorlukların ortadan kaldırılması sağlanmaktadır.

Organizmaların sınıflandırılması her dönemde o dönemin mantık ölçüleri ve bilgi düzeyine bağlı olarak yapılmış ve insanlığın gelişme sürecine paralel olarak değişiklik göstermiştir. Yeryüzünde var olan canlıların sınıflandırılması olgusu çok eski çağlara kadar uzanmaktadır.

Yunan düşünürü Aristoteles (MÖ 384-322) diğer adıyla Aristo’nun) yaptığı sınıflandırmaya göre canlılar “Kara ve Su Hayvanları” şeklinde iki ana gruptan oluşmaktaydı. Aristo’nun bu sınıflandırma sistemi “Rönesans Dönemine” kadar devam ettirilmiştir.

Hayvanların sınıflandırılmasında ilk kez cins kavramını kullanan ve sınıflandırmada anatomik karakterleri esas alan John Ray (1627-1705)’dır.

Türlerin binominal olarak isimlendirilmesi ilk kez İsviçreli doğa bilgini Gaspard Bauhin (1560-1624) tarafından önerilmiştir. Fakat bu fikir İsveçli doğa bilimcisi Carl Linnaeus (1707-1778) ‘nin bitkiler için “Species Plantarum” (1753) hayvanlar için ise “Systema Naturea” adlı eserinin 10. baskısında (1758) düzenli bir şekilde kullanılarak bilim dünyasına kabul ettirilmiştir.

Linne bu çalışmasıyla sistematik zoolojinin temelini kurmuştur. Hayvanlar alemini sınıflara, sınıfları takımlara, takımları cinslere, cinsleri de türlere ayırmıştır. İlk kez sınıflandırmaya sokulan bu kategorilerle ölçülü bir ayırma mümkün olmuştur.

19. ve 20. Yüzyılda gelişen modern taksonomi de tipe bağlı bir tayin, yerini popülasyon fikrine bırakmış ve türün tanımı da popülasyon düzeyinde yapılmaya başlanmıştır.

Taksonomik Sistem

Tür Kavramı: Her ne kadar türün altında alt tür ve ırk gibi daha küçük birimler bulunursa da hiyerarşik sıralamada en küçük kategori tür olarak kabul edilir. Bir türün tanımı şöyle yapılabilir: yapısal ve işlevsel özellikleri bakımından birbirine benzeyen, aynı dış ve iç çevresel koşullara benzer şekilde tepki gösteren, doğal koşullarda serbest olarak birbirleriyle çiftleşip, verimli yavrular meydana getirebilen bireyler topluluğudur. Esas olarak 3 tip tür kavramından bahsetmek mümkündür.

  • Morfolojik Tür Kavramı
  • Nominalistik Tür Kavramı
  • Biyolojik Tür Kavramı

“Morfolojik Tür” için esas olan, tip formudur ve bu tipin özelliklerini gösteren bireyler aynı türdendir. “Nominalistik Tür” tanımında esas ve gerçek olan bireydir. Bu kavramı benimseyen bilim adamlarına göre tür, doğada gerçek bir şekilde değil düşünce olarak vardır. “Biyolojik Tür” tür kavramı hakkında ayrıntılı ve bilimsel bir tanım ilk kez Ernst Mayr tarafından 1940 yılında yapılmıştır.

Günümüzde kabul edilen biyolojik tür şu şekilde tanımlanabilir: Birbirlerine ve ana babalarına çok benzeyen, doğal koşullar altında birbirleriyle çiftleşerek sürekli bir üreme yeteneği gösteren bireylerin oluşturduğu topluluktur.

Canlıların Sınıflandırılmasında Esas Alınan Temel Özellikler

Canlılar arasındaki farklılıkların tamamını birden saymaya ve incelemeye aldığımız takdirde altından kalkılamayacak kadar çok özelliğin olduğu görülür.

Bu kadar fazla özelliği kontrollü bir şekilde sayıp incelemek ve değişimlerini takip etmeye imkan olmadığı gibi, pratik de değildir.

Bu yüzden canlılar arasında sınıflandırma yapılırken yüzlerce karakter arasından sadece o türün sistematikteki yerini belirlemeye yarayan sayı ve kalitedeki karakterler seçilir.

Canlıların İsimlendirilmesi

Linneeus, Systema Naturea adlı eserinin ilk basımında bilinen tüm hayvan, bitki ve minerallerin isimlendirmelerini polinomial sisteme göre yapmış ve tanımlamalarını kısa ve öz bir biçimde Latince olarak vermiştir. Aynı eserin 10. baskısında ise her bir tür için biri cins ismi ve biri de o türü niteleyen bir özellik olmak üzere iki Latince kelimeden oluşan ikili isimlendirme sistemine geçmiştir.

İsimlendirmede kullanılan bu ikinci kelimeye epitet adı verilir. Epitet kendi başına bir türü nitelendirmek için yeterli değildir, çünkü birden fazla türde epitet aynı olabilir. Aşağıda örneklerinde olduğu gibi epitetleri  aynı olan farklı türleri ifade eden isimler bulunmaktadır. Bufo viridis (gece kurbağası), Lacerta viridis (yeşil kertenkele), Euglena viridis (tek kamçılı öğlena) veya Pinus nigra (karaçam), Juglans nigra (kara ceviz), Fraxinus nigra (kara dış budak) gibi.

Bazı durumlarda alt tür içeren türler söz konusu olabilir. Bu durumda trinominal nomenclaturele tür ismi üç sözlükle ifade edilir. Talpa levantis transcaucasia (köstebek) ile Talpa levantis levantis (akdeniz köstebeği) örneklerinde olduğu gibi.

Çeşitli ülkelerde eş zamanlı olan yürütülen çeşitli taksonomik çalışmalarda bazen karışıklıklar ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucu olarak bazen aynı türe farklı isimler (sinonim) veya farklı türlere aynı isim (homonim) verilebilir. Eğer aynı türe birden fazla isim verilmişse, ilk önce verilen isim o türün ismi sayılır, diğer isimse sinonimi olarak kabul edilir. Bunu düzenleyen kurala Priorite Kuralı (Öncelik Kuralı) denir.

Salmo trutta abanticus Tontonese, 1954 (Abant Göl Alabalığı)

Burada  Salmo trutta; bu türün alabalık olduğunu, abanticus ise bunun bir alt tür olduğunu, Tontonese tarafından 1954 de tanımlandığını belirtir.

Trinominal Adı: Salmo trutta abanticus (Tontonase, 1954)

Alem Animalia
Şube Chordata
Sınıf Actinopterygii
Takım Salmoniformes
Familya Salmonidae
Cins Salmo
Tür Salmo trutta
Alt  Tür Salmo trutta abanticus

Canlıların Sınıflandırılması

1- Monera Alemi

  • Mavi Yeşil Algler
  • Bakteriler

2- Protista Alemi

  • Amip (Kök Ayaklı)
  • Öglena (Kamçılı Canlı)
  • Paramesyum (Terliksi Canlı)
  • Plazmodyum Malaria
  • Cıvık Mantarlar

3- Mantarlar Alemi (Fungi)

  • Küf Mantarları
  • Şapkalı Mantarlar
  • Pas Mantarı
  • Maya Mantarları

4- Bitkiler Alemi (Plantae)

  • Çiçeksiz Bitkiler (Karayosunu vs.)
  • Çiçekli Bitkiler (Elma vs.)

5- Hayvanlar Alemi (Animalia)

Omurgasız Hayvanlar (İnvertebrata)

  • Süngerler
  • Sölenterler
  • Solucanlar
  • Eklembacaklılar
  • Yumuşakçalar
  • Derisidikenliler

Omurgalı Hayvanlar (Vertebrata)

  • Balıklar (Pisces)
  • Kurbağalar (Amphibia)
  • Sürüngenler (Reptilia)
  • Kuşlar (Aves)
  • Memeliler (Mammalia)

Canlıların sınıflandırması ile ilgili yapılan son çalışmalar canlıları 3 grup altında toplamıştır.

  • Arkeler (Archea)
  • Öbakteriler (Eubacteria)
  • Ökaryotlar (Eukarya)

Arkeler (Archea): 1977’de Carl Woese ve George Fox, prokaryotları 16S rRNA dizinlerine göre sınıflandırdıkları filojenetik ağaçtaki diğer bakterilerden ayrı kümelenmelerinden dolayı tanımlanmışlardır. Bakteri ve Ökaryotlar arasında her iki gruba da benzer özellikler göstermesi nedeniyle yer almaktadır. Bakteriler gibi çekirdeği olmayan prokaryot, tek hücreli canlılardır. Bazılarında hücre duvarı bulunmaz. Bulunanlarda ise hücre duvarının kimyasal yapısı bakterilerinkinden farklıdır. Küresel, çubuk, spiral, dikdörtgen gibi çok çeşitli şekillere sahiptirler. Çok ekstrem koşullarda yaşayabilirler.

Öbakteriler (Eubacteria): Bakteriler tek hücreli prokaryotik mikroorganizma grubudur. Tipik olarak birkaç mikrometre uzunluğunda olan bakterilerin çeşitli şekilleri vardır, dairesel, spiral şekilli, çubuksu olabilir. Yeryüzündeki her ortamda bakteriler mevcuttur. Toprakta, deniz suyunda, okyanusun derinliklerinde, yer kabuğunda, deride, hayvanların bağırsaklarında, asitli sıcak su kaynaklarında, radyoaktif atıklarda büyüyebilen tipleri vardır. Tipik olarak bir gram toprakta bulunan bakteri hücrelerinin sayısı 40 milyon, bir mililitre tatlı suda ise bir milyondur.  Bakteriler gıdaların geri dönüşümü için hayati bir öneme sahiptirler ve gıda döngülerindeki çoğu önemli adım atmosferden azot fiksasyonu gibi bakterilere bağlıdır.

Ökaryotlar (Eukarya): Ökaryotların tanımlayıcı özelliği genetik malzemelerinin zarla çevrili bir (veya birkaç) çekirdek içinde yer almasıdır. Bu nedenle kelime, Eski Yunanca “eu” gerçek ve “karyon” çekirdek sözcüklerinden türetilmiştir. Çekirdeğin yanı sıra, ökaryotların mitokondri veya kloroplast gibi zarla çevrili çeşitli organelleri vardır. Bu tür hücre içi karmaşık yapılar da prokaryotlarda bulunmaz.

Kaynak: Kaynak: Doç. Dr. Serkan YILMAZ – Canlıların Sınıflandırılması

Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü mezunuyum. Aynı Üniversite’nin Fen Bilimleri Enstitüsün'de Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitiminde (Biyoloji Öğretmenliği) Tezsiz Yüksek Lisans yaptım.

Yorum Yapınız:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Site Footer